Hashtag
1 - Dil Sorunu
Türkiye’de alınan İngilizce eğitiminin seviyesi ne olursa olsun, yeni gidilen bir ülkede dil sorunu yaşanması oldukça doğal.
Hayatın her anında İngilizce konuşmak, İngilizce öğrenmek özellikle ilk aylarda oldukça zorlayıcı bir durum olabiliyor. Türkler de dahil olmak üzere her yabancıda İngilizce konuşmak konusunda bir çekingenlik görülüyor.
İngilizce seviyesine güvenemeyenler sessiz kalmayı tercih ediyor. Aslında, unutulmamalı ki, Amerikalılar bile ana dili İngilizce olmayan ama konuşmak için çaba gösteren kişileri hoş karşılayıp, takdir ediyorlar.
Amerika’da yaşayan türkler eğer ingilizce bilmiyorlarsa meslekleride yoksa burada zor ve eziyetli işlerden başka bir şey yapmayacaklardır. İngilizce yoksa eğer ya bir gaz istasyonunda çalışılacak ya da bir restoranda bulaşıkçılık, temizlikçilik yapılacak. Yani bu işler Türkiye’de de çok rahat bir şekilde yapılabilecektir.
Burada bazı arkadaşlar Amerika’dalar geliri iyidir diye aklından geçiriyor olabilir. Hemen bu konuya da değinmek istiyorum. Evet geliri iyidir fakat buna mukabil gideri de bulunuyor. En kötü ihtimalle New Jersey’de bir dairenin 800 dolar olduğunu düşündüğünüzde aylık alacağınız 2000 dolar ile zor bela geçineceğinizi tahmin ediyorsunuzdur. Bunun için araba masraflarını, ev giderlerini, vergileri vs.. kattığınızda size pek bir şey kalmıyor hatta eksilere de düşebiliyorsunuz. Zaten bu türlü işleri yapacak birinin New York’un her hangi bir yerinde yaşaması söz konusu bile olamaz.
Hasılı kelam amerikada yaşayan türkler öncelikle dil sorunu yaşıyorlar. Dil sorununu aştılar diyelim sonra kültüre adapte olmak biraz zaman alabiliyor. Müslüman olduğumuzdan dolayı yediklerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor ve bu nedenle her yerden yemek yiyemiyoruz. İş yeri sahipleri eğer türkse size pek anlayış göstermeyebiliyorlar. Ve sizlere tavsiyem eğer yasal yollarla buraya gelmişseniz mutlaka ama mutlaka yabancı şirketlerde çalışmaya bakınız.
2 - Kültür Şoku
Her iki kültür arasında olduğu gibi Amerika ve Türkiye arasında da büyük bir yaşam tarzı farkı var. Amerikalıların alışkanlıkları ve günlük hayatları Türklere göre çok daha farklı olabiliyor. Türklerin en çok şikayet ettikleri konuların başında Amerikalılar’ın saat 6 gibi erken saatlerde akşam yemeği yemesi, barların ve gece kulüplerinin en geç saat 2’de kapanması, ve öğrenciler arasındaki yardıma pek yanaşmayan rekabetçi ortam geliyor.
3 - Akademik Zorluklar
Hayatı boyunca Türkiye’de eğitim görmüş öğrenciler için, Amerikan üniversitelerinin akademik standartları büyük zorluklar yaratabiliyor. Profesörler, öğrencilerinden her derste aktif bir katılım beklerken, uzun araştırma makaleleri ve kaynak gösterme zorunluluğu, Türk öğrencilerin alışık olmadığı bir durum olabiliyor. Bir çok profesör, günlük okuma ödevleri veya aylık grup çalışmalarına büyük önem veriyor. Herhangi bir akademik konuda sıkıntı yaşayan öğrencilere okulun kaynaklarından yararlanmalarını öneriyorum. Birçok okulda bulunan okuma ve yazma merkezleri, öğrencilere araştırma yapmada, makale yazmada yardımcı oluyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla bunu yeteri kadar kullanmayan Türk öğrenciler üniversitelerin bu hizmetinden daha çok yararlanmalı.
4 - Sosyal Hayat ve Arkadaş Çevresi
Amerika’da okuyan yabancılar arasında yapılan bir araştırma, bu yabancıların yüzde 40’ının yakın bir Amerikan arkadaşı olmadığını ortaya çıkardı. Bu durum hiç şüphesiz adaptasyon sürecinin uzamasına yol açıyor. Tam anlamıyla bir Amerika ve yurtdışı deneyimi yaşamak için Amerikalı bir arkadaş çevresi çok önemli. Ayrıca, Türkiye’de sahip olunan sosyal çevrenin ve arkadaşlık ilişkilerinin aynısını kültürel farklardan dolayı Amerika’da beklememek de gerekiyor. İyi bir Amerikalı arkadaş çevresi gerek kültürel anlamda, gerekse sosyal anlamda, Amerika yıllarının daha rahat geçmesinde yardımcı oluyor. Bu sebeple, özellikle ev/oda arkadaşı seçerken bir Amerikalı tercih edilmesini tavsiye ederim. Genelde tanıdıkları arkadaşlarla aynı odada kalmayı tercih eden Türklerin, çevrelerini genişletmek, Amerikalı arkadaş sahibi olmak ve farklı insanlar tanımaları açısından, bilmedikleri biriyle oda arkadaşı olmaları daha yararlı olacaktır.
5 - Öğrencilerin Yaşadığı Zorluklar
Amerikan üniversite jargonunda oldukça yaygın olan bir ‘Freshman Fifteen’ korkusu var. Bu, ilk sene öğrencilerinin yıl boyunca 15 pound (yaklaşık 7 kilo) alması anlamına geliyor. Bu gerçekle Türk öğrenciler de ilk senelerinde acıyla yüzleşiyor. Gerek Amerika’daki yaygın fast food kültürü, gerek ev yemeği yiyecek vakit bulamamak, gerekse de ders yoğunluğu ile bozulan uyku düzeni, öğrencileri sağlıksız beslenmeye itiyor. Türk yemeklerini özleyip, Amerikan mutfağına alışamayan öğrencilere tavsiyem, mümkün olduğunca dışarıdan eve yemek söylemekten ve fast food’dan uzak durmaları ve okulun yemekhanesini daha sık kullanmaları. Ayrıca şehirlerindeki Türk restoranlarına da belli sıklıkta gidilip Türk mutfağı hasretini giderebilirler. Üstelik Amerikalı veya diğer yabancı öğrencileri bir Türk restoranına yemeğe davet ederek arkadaşlıklar kurmaya çalışılabilir.
6 - Ev Özlemi
Ne kadar uyum sürecini aşmış görünsek de, bazı dönemler ev hasreti çekmek son derece normal. Türkçe konuşmak, Türkçe müzik veya televizyon izlemek isteği olacaktır. Herkes aile ve arkadaşlarını özler. Böyle durumlarda içgüdüsel olarak telefon veya Skype gibi araçlar ile onlarla iletişime geçmeye çalışırız. Benim tavsiyem, böyle dönemlerle karşı karşıya geldiğimizde, oda arkadaşlarımızdan veya çevremizdeki diğer Türklerden yardım istememiz. Ayrıca, genelde oldukça yararlı olan rehberlik veya psikoloji servislerinden de bu konuda yararlanılabilir.
Bu kullanıcıya mesaj göndermek yada paylaşıma yorum yapmak için hesap oluştumanız gerekmektedir.
Hesap oluştur